LATİN AMERİKA & KARAYİP ÜLKELERİ İLE OECD ÜLKELERİNİN VERGİ GELİRLERİ İLE VERGİ YAPILARININ KARŞILAŞTIRILMASI

Yayın Tarihi: 01/09/2018

Yayınlanan Yer: Legal Mali Hukuk Dergisi, Eylül 2018, Sayı: 165

PDF: Latin Amerika & Karayip Ülkeleri ile OECD Ülkelerinin Vergi Gelirleri ile Vergi Yapılarının Karşılaştırılması

COMPARISON OF THE TAX REVENUES AND TAX STRUCTURES BETWEEN LATIN AMERICA & THE CARIBBEAN COUNTRIES AND OECD COUNTRIES

1.LATİN AMERİKA & KARAYİP ÜLKELERİ İLE OECD ÜLKELERİNİN VERGİ GELİRLERİNİN KARŞILAŞTIRILMASI

Latin Amerika & Karayip Ülkeleri (Latin America and the Caribbean/LAC)’nde 2016 yılı itibariyle toplam vergi gelirinin gayrisafi yurt içi hasıla (GSYİH)’ya oranı (Vergi/GSYİH) ortalama %22,7’dir. Bu oran, ülkeden ülkeye değişmekle birlikte, en yüksek Vergi/GSYİH oranı sırasıyla Küba (% 41,7), Barbados (% 32,2) ve Brezilya (% 32,2)’da görülmektedir. En düşük Vergi/GSYİH oranına sahip ülkeler ise Guatemala (% 12,6), Dominik Cumhuriyeti (% 13,7) ve Venezuela (% 14,4) olarak sıralanmaktadır. LAC ülkelerinin Vergi/GSYİH oranlarına ilişkin ayrıntılı bilgiler aşağıdaki Şekil 1’de yer almaktadır.

Şekil 1: LAC Ülkelerindeki Vergi/GSYİH Oranları, 2016

Kaynak: (OECD, 2018, s. 28). DOI: http://dx.doi.org/10.1787/888933684599

Diğer taraftan, 2015 ve 2016 yılının başındaki verilere göre OECD ülkeleri arasında en yüksek Vergi/GSYİH oranı %45,9 ile Danimarka’da görülmektedir. Bu ülkeyi Fransa (%45,2), Belçika (%44,8), Finlandiya (%43,9) ve İsveç (%43,3) izlemektedir. Hem OECD hem de LAC ülkeleri arasında yer alan Meksika ve Şili, OECD ülkeleri arasında en düşük Vergi/GSYİH oranına sahiptir. Meksika’da bu oran, %17,2, Şili’de ise %20,4’tür. Bu ülkeleri İrlanda (%23,0) ve Türkiye (%25,4) takip etmektedir.

Şekil 2: OECD Ülkelerindeki Vergi/GSYİH Oranları, 2015 ve 2016-İlk

Kaynak: (OECD, 2017, s. 21). DOI: http://dx.doi.org/10.1787/888933611449

Şekil 2’de görüleceği üzere, yedi OECD ülkesi (Danimarka, Fransa, Belçika, Finlandiya, Avusturya, İtalya ve İsveç), LAC ülkelerinde en yüksek Vergi/GSYİH oranına sahip olan Küba (% 41,7)’dan daha yüksek bir orana sahiptir. Genel anlamda bakıldığında, toplam vergi gelirinin GSYİH’ye oranı, LAC ülkeleri ile kıyaslandığında, OECD ülkelerinde oldukça yüksektir. Dikkat edileceği üzere -Küba hariç olmak üzere- tüm LAC ülkeleri, % 34,3 Vergi/GSYİH oranına sahip olan OECD ortalamasının altında bir Vergi/GSYİH oranına sahiptir.

Bunların yanı sıra, 2015 ve 2016 yılları arasında LAC ve OECD ülkelerindeki Vergi/GSYİH oranlarında birtakım değişiklikler gerçekleşmiş olup, bu değişiklikler, söz konusu orana ilişkin trendin yönünü ortaya koymaktadır. Şöyle ki, 2015 ve 2016 yılları arasında LAC ülkelerinde, ortalama Vergi/GSYİH oranı %0,30 puan azalmıştır. Bu düşüş, kısmen LAC bölgesindeki genel ekonomik çevreyi ve çoğu ülkede yapısal vergi reformlarının olmamasını yansıtmaktadır. Latin Amerika’da, ortalama reel GSYİH büyüme oranı 2012 yılından bu yana yavaşlamış; 2015 ve 2016 yıllarında ise negatif hale gelmiştir. Diğer taraftan, özellikle emtia fiyatlarının düzelmesiyle birlikte LAC bölgesinin 2018 yılında %2 ila %2,5 arasında GSYİH büyümesine ulaşması beklenmekte olup ortalama reel GSYİH büyüme oranının yakın gelecekte tekrar pozitife döneceği öngörülmektedir (OECD, 2018, s. 29).

OECD ülkelerinde ise Vergi/GSYİH oranı ortalama %0,27 artmıştır. Bu veri, LAC ülkeleri ile kıyaslandığında, OECD ülkelerinde zaten daha yüksek olan ortalama Vergi/GSYİH oranının daha da yükseldiğini göstermektedir. Şekil 3 ve Şekil 4’te, 2015 ve 2016 yılları arasında LAC ve OECD ülkelerindeki Vergi/GSYİH oranlarındaki değişiklikler, ülke bazlı olarak yer almaktadır.

Şekil 3: 2015 ila 2016 Yılları Arasında LAC Ülkelerinde Vergi/GSYİH Oranlarındaki Değişim

Kaynak: (OECD, 2018, s. 30). DOI: http://dx.doi.org/10.1787/888933684618

Şekil 3’te görüldüğü üzere, 2016 yılında Trinidad ve Tobago’da Vergi/GSYİH oranı, bir önceki yıla göre %7,7 gibi ciddi bir oranda azalmıştır. Aynı şekilde Venezuela’da da bu oran %6,4’tür. Diğer taraftan Küba (%3,1), Bahamalar (%2,6) ve Belize (%2,4)’de Vergi/GSYİH oranı, diğer ülkelere göre önemli şekilde yükselmiştir. Bu üç ülkede 2015 ve 2016 yıllarında önemli vergi reformları gerçekleştirilmiştir. Bahamalar, 2015 yılının Ocak ayında KDV’yi uygulamaya koymuş ve başarılı ekonomi ve vergi politikalarını sürdürmüştür. Bu da KDV gelirlerinin 2015 yılına kıyasla GSYH’nin yüzdesi olarak ikiye katlanmasını sağlamıştır. Belize 2016 yılının Mart ayında yakıt vergileriyle ilgili yeni önlemler getirmiştir. Yine, 2016 yılında Küba’daki yüksek turist sayısının 2015 ile 2016 arasındaki GSYİH oranındaki artışa katkıda bulunmuş olabileceği belirtilmektedir. Dolayısıyla, mal ve hizmetler üzerinden alınan vergiler ile gelir ve kâr üzerinden alınan vergilerin Küba’nın büyümesindeki ana etkenler olduğu ifade edilmektedir. Bahamalar’daki artışa en çok katkı yapan unsur mal ve hizmet vergilerinden elde edilen gelir (özellikle KDV) olurken, Belize’deki ana artış tüketim vergisi gelirinden kaynaklanmıştır (OECD, 2018, s. 29).

Trinidad ve Tobago ile Venezuela’daki düşüşler, esas olarak ekonomik bağlamda açıklanmaktadır. Petrol gelirlerine bağımlı bir ülke olan Trinidad ve Tobago, kurumlar vergisi gelirlerinin büyük bölümünü hidrokarbon şirketlerinden elde etmekte olup, 2016 yılında hidrokarbon fiyatlarının düşmesi ve üretimin azalması, bu ülkedeki kurumlar vergisi gelirinin önemli oranda azalmasına neden olmuştur. Venezuela açısından ise, yüksek enflasyon, iç tüketim ve ithalattaki düşüşler ile ülkenin petrol üretimindeki düşüşler, kurumlar vergisi, KDV ve diğer tüketim vergilerinden elde edilen gelirleri olumsuz yönde etkilemiştir (OECD, 2018, s. 29).

OECD ülkeleri bazında bakıldığında ise, 2016 yılında Vergi/GSYİH oranındaki değişimin önemli boyutta olmadığı söylenebilir. Vergi/GSYİH oranının en çok azaldığı ülkeler sırasıyla Avusturya (%0,99), Yeni Zelanda (%0,97) ve Belçika (%0,63)’dır. Aksine, Yunanistan’da bu oran %2,16 artarken, bu ülkeyi Hollanda (%1,49) ve Letonya (%1,23) izlemektedir.

Şekil 4: 2015 ila 2016 Yılları Arasında OECD Ülkelerinde Vergi/GSYİH Oranlarındaki Değişim

Kaynak: (OECD, 2017, s. 19). DOI: http://dx.doi.org/10.1787/888933611411

2008, 2009 ve 2016 yılları hariç olmak üzere, LAC ülkelerinde ortalama Vergi/GSYİH oranı 1990 yılından beri sürekli artmıştır. 1990’da %16,0 olan bu oran 2016 yılına gelindiğinde 6 puandan fazla artarak %22,7’ye yükselmiştir. Bu büyümenin arkasında; olumlu makroekonomik koşullar, vergi sistemindeki değişiklikler ve vergi idarelerinin güçlendirilmesi yatmaktadır. OECD ülkelerinde ise ortalama Vergi/GSYİH oranı 1990 yılından 2016 yılına gelindiğinde yalnızca 2,3 puan artarak %32,0’dan %34,3’e yükselmiştir. LAC ve OECD ülkelerindeki ortalama Vergi/GSYİH oranları arasındaki fark 1990 ve 2009 yılları arasında daralmış, daha sonra ise istikrarlı bir seyir izlemiştir. Bu fark, 1990 yılında %15,9’dan 2009 yılında yaklaşık %11,5’e düşmüş ve 2014 yılına kadar bu seviyede sabit kalmıştır. 2015 yılında %10,9’a kadar düşen bu oran 2016 yılında tekrar %11,5 seviyesine gelmiştir (OECD, 2018, s. 31).

Şekil 5: 1990-2016 Yılları Arasında LAC ve OECD Ülkelerindeki Vergi/GSYİH Oranlarındaki Değişim

Kaynak: (OECD, 2018, s. 32). DOI: http://dx.doi.org/10.1787/888933684675

LAC ülkelerindeki Vergi/GSYİH oranları, on yıllık bir makroekonomik istikrarsızlık döneminden sonra, 1990’lı yılların başında artmıştır. 1980’li yıllar boyunca, bazı LAC ülkeleri mali dengesizliklerle uğraşmış ve aynı zamanda bunlardan bazıları, harcamaları finanse etmek için borç almak veya para basmak gibi alternatif yollara başvurmuştur. Bu durum, ülkelerin vergi gelirlerinin gerçek değerini azaltan hızlı enflasyona neden olmuştur. 1990’lardaki reformlar ile; fiyat istikrarı, ticaret liberalizasyonu ve mali disipline odaklanılmıştır. Çoğu LAC hükümeti, vergi gelirlerini artırmaya yönelik harcamaları ve uygulanan politikaları azaltmış; böylece bütçe yönetimi ve mali dengeler önemli ölçüde iyileşmiştir. Aynı şekilde, bu ülkelerde son yirmi yılda vergi idarelerinin ve vergi sistemlerinin modernize edilmesi için önemli çabalar sarf edilmiştir. Bu bağlamda, yeni bilgi teknolojisi sistemleri uygulanmış, vergi idaresi yapıları rasyonelleştirilmiş, vergi toplama sistemleri daha verimli hale getirilmiş ve uzman personel yetiştirilmeye başlanmıştır. Ayrıca, bazı LAC ülkelerinde vergi tabanları genişletilerek vergi sistemleri basitleştirilmiş, esas olarak yabancı yatırımın teşvik edilmesi amacıyla belli faaliyetler ve sektörlere tanınan muafiyet ve vergi teşviki sayısı azaltılmıştır. 2010 yılından bu yana ise LAC ülkelerinde, oran artışları ve vergi tabanının genişlemesini içeren çeşitli gelir vergisi reformları başlatılmıştır. Transfer fiyatlandırmasındaki ek kontrollerin yanı sıra, asgari vergilerin oluşturulması ve finansal işlemlere ilişkin vergiler hakkındaki düzenlemeleri içeren bu reformlar sayesinde Kolombiya, Dominik Cumhuriyeti, Guatemala, El Salvador, Nikaragua, Panama ve Peru gibi birçok ülkede gelirler olumlu yönde etkilenmiştir (OECD, 2018, s. 32-33).

LAC ülkeleri açısından 1980’ler ve 1990’ların başındaki en önemli vergi reformu, KDV’nin getirilmesi olmuştur. Bu dönemden sonra, KDV ile ilgili reformlarda, vergi oranının artırılmasına ve vergi tabanının genişletilmesine odaklanılmıştır. Şekil 6’da görüleceği üzere, 1990 ve 2016 yılları arasında, GSYİH’nin yüzdesi olarak KDV’den elde edilen gelir, LAC ülkeleri için ortalama iki kattan fazla artmış; 1990 yılında %2,4 olan bu oran, 2016 yılında %6,2’ye ulaşmıştır. Aynı dönemde, LAC ülkelerinde mal ve hizmet üzerinden alınan gümrük ve ithalat vergileri gibi diğer vergi gelirlerinin GSYİH’ye oranı düşmüştür. Bu gerileme, LAC ülkelerince ithal ve ihraç edilen mallar da dahil olmak üzere belirli mal ve hizmetlerin vergilerinin değiştirilmesi sonucu oluşan ticari liberizasyondan kaynaklanmıştır. Bu politikaya önemli bir istisna olarak 2002 yılında ihracat vergisinin yeniden tesis edildiği Arjantin gösterilmekte ise de 2015 yılının Aralık ayında kurulan hükümet, neredeyse tüm tarım ürünleri üzerinde ihracat vergisini kaldırarak diğer LAC ülkelerinin politikalarına uyum sağlamıştır (OECD, 2018, s. 32-33).

LAC ülkelerindeki ortalama Vergi/GSYİH oranındaki büyümenin gerekçesi, 1990 ila 2002 yılları arasında KDV; 2002 ila 2016 yılları arasında hem KDV, hem de gelir ve kâr üzerinden alınan vergiler olmuştur. KDV gelirleri, 1990 ve 2002 yılları arasında 1,9 puan artarken, gelir ve kâr üzerinden alınan vergiler, dönem boyunca 0,4 puan artmıştır. Aynı şekilde, 2002 ve 2016 yılları arasında gelir ve kâr üzerinden alınan vergilerden elde edilen gelirler, özellikle 2003 yılından itibaren emtia fiyatlarının düzelmesiyle birlikte KDV ile paralel olarak 1,8 puan artmıştır.

Şekil 6: LAC Ülkelerinde 1990-2016 Yılları Arasında Bazı Vergi Türlerine İlişkin Gelirlerin GSYİH’ye Oranı (%)

Kaynak: (OECD, 2018, s. 33). DOI: http://dx.doi.org/10.1787/888933684694

Konuya OECD ülkeleri açısından bakıldığında, 1990 ila 2015 yılları arasında ortalama Vergi/GSYİH oranındaki 2,3 puanlık büyüme, her ne kadar düşük bir oran olarak görülse de, oranın %34,3’e yükseldiği ve asıl büyümenin LAC ülkelerinden yıllar önce başladığı hususları göz önünde bulundurulduğunda, bu oranın önemli bir oran olduğu söylenebilir. Öte yandan, diğer OECD ülkelerinden farklı olarak, İrlanda’da ortalama Vergi/GSYİH oranı yıllar içerisinde azalarak %23,0’a kadar gerilemiştir (OECD, 2017, s. 22). Zira İrlanda, son yıllarda vergi politikalarını sınır ötesi şirketlerin önünü açacak şekilde değiştirmiş ve böylece bürokrasinin azalarak iş odaklı politikaların geliştirilmesini sağlamıştır. Bu sayede vergi gelirleri azalsa da, sağlanan vergi indirimleri ve vergi iadesi sistemi ile ülkenin ekonomik çevresi ciddi anlamda genişlemiş, ar-ge ve fikri mülkiyet hakları gibi konularda uluslararası alanda önemli aşamalar katedilmiştir.

1973-1974 yıllarındaki 1. Petrol Krizi öncesi, güçlü ve neredeyse kesintisiz gelir artışı, tüm OECD ülkelerinde vergi düzeylerinin yükselmesini sağlamıştır. 1975 yılından 1985 yılına kadar OECD bölgesindeki vergi yükü 2,9 puan kadar yükselmiştir. 1970’li yılların ortasından sonra reel gelir büyümesinin yavaşlaması ve yüksek işsizlik oranları dolayısıyla vergi gelirlerinin artması sınırlanmıştır. Fakat 1980 yılında gerçekleşen 2. Petrol Krizini takiben yaşanan derin durgunluk (resesyon) sırasında ve sonrasında Avrupa ülkeleri, sosyal güvenlik üzerindeki yüksek harcamaları finanse etmek ve bütçe açıklarını yeniden düzenlemek için vergi oranlarını daha da artırmıştır (OECD, 2017, s. 22).

1980’li yılların ortasından sonra OECD ülkelerinin çoğu, gelir ve kurumlar vergisinin yasal oranlarını önemli ölçüde düşürmüş, fakat vergi reformlarının olumsuz gelir etkisi, vergi indirimlerinin azaltılması veya ortadan kaldırılması ile bu durumu çoğu zaman dengelemiştir. 2000 yılında OECD ülkelerinin ortalama Vergi/GSYİH oranı, o zamanki en yüksek seviyesi olan %34,0’a kadar yükselmiştir. 2001 ila 2004 yılları arasında düşen bu oran, 2007 yılındaki kriz öncesi dönemde (2005-2007 yılları arasında) tekrar yükselmiştir. Son tahlilde, 2015 yılına gelindiğinde OECD ülkelerinde Vergi/GSYİH oranının 1995 yılına göre %0,7 oranında arttığı görülmektedir (OECD, 2017, s. 22-23).

Tüm bunların yanı sıra, OECD ülkelerinin ulusal Vergi/GSYİH oranları arasında ciddi farklılıklar bulunmaktadır. 1965 yılında OECD ülkelerinin Vergi/GSYİH oranları %10,6 (Türkiye) ile %33,6 (Fransa) arasında değişirken, 2015 yılında bu oran, en düşük olarak -aynı zamanda bir LAC ülkesi olan- Meksika’da (%16,2); en yüksek olarak ise Danimarka’da (%45,9) görülmektedir. Bu dönemde yüksek vergi seviyelerine doğru eğilim, neredeyse bütün OECD ülkelerinde artan kamu sektörü harcamalarının önemli ölçüde finansman ihtiyacını yansıtmaktadır (OECD, 2017, s. 23).

Vergi türleri itibariyle bakıldığında, 1990 ila 2015 yılları arasında gelir ve kurumlar vergisi gelirlerinin toplamının GSYİH’ye oranının %12,2’den %11,5’e düştüğü görülmektedir. Buna karşın, 1990 yılında %10,0 olan mal ve hizmetler üzerinden alınan vergi gelirleri 2015 yılında %10,9’a yükselmiştir. Bu vergilerin içerisinde yer alan KDV’nin oranı ise %5,2’den %6,7’ye yükselmiştir (OECD, 2017, s. 22).

Şekil 7: OECD Ülkelerinde 1990-2015 Yılları Arasında Bazı Vergi Türlerine İlişkin Gelirlerin GSYİH’ye Oranı (%)

Kaynak: (OECD, 2017, s. 22). DOI: http://dx.doi.org/10.1787/888933611677

2.LATİN AMERİKA & KARAYİP ÜLKELERİ İLE OECD ÜLKELERİNİN VERGİ YAPILARININ KARŞILAŞTIRILMASI

Bilindiği üzere, OECD’nin sınıflandırmasına göre vergiler altı ana bölümden oluşmaktadır. Bunlar;

  • Gelir, Kâr ve Sermaye Kazançları Üzerinden Alınan Vergiler
  • Sosyal Güvenlik Katkı Payları
  • Ücret ve İstihdam Vergileri
  • Mülkiyet Üzerinden Alınan Vergiler
  • Mal ve Hizmetlere İlişkin Vergiler
  • Diğer Vergiler’dir.

Temel vergi türlerinin toplam vergi gelirleri içindeki payı olarak tanımlanan “vergi yapısı”, vergi gelirlerinin bileşimini farklı vergi türleri ile göstermektedir. Bu, farklı vergilerin farklı ekonomik ve sosyal etkilere sahip olmasından ötürü ülkelerin karşılaştırılması açısından önemli bir göstergedir (OECD, 2018, s. 37).

LAC ülkelerinde ortalama vergi bileşimini oluşturan vergi türlerinin toplam vergi gelirleri içerisindeki payı, 1990 yılından günümüze, KDV ile gelir üzerinden alınan vergiler üzerine yoğunlaşmıştır. 1990 yılında %16,3 olan KDV gelirlerinin payı 2016 yılına gelindiğinde 13 puan artarak %29,3’e ulaşmıştır. Buna karşın, mal ve hizmetlere ilişkin gümrük ve ithalat vergileri gibi diğer vergilerin gelir payı, aynı dönemde 17,3 puan azalmıştır. Yine, 1990 yılında %22,8 olan gelir üzerinden alınan vergilerin payı, özellikle vergi tahsilatlarının daha etkin şekilde gerçekleştirilmesi sonucunda 2016 yılında %27,3’e yükselmiştir. Sosyal güvenlik katkı paylarının toplam vergi gelirleri içindeki payı da son 26 yılda 3,3 puan artarak 2016 yılında %15,9’a yükselmiştir.

Bu iki karşıt eğilim, KDV’nin artan önemini ve mal ve hizmetler üzerindeki diğer vergilerin azalan rolünü yansıtmaktadır. 1980 yılında KDV’nin uygulandığı LAC ülkelerinin sayısı 12 olmakla birlikte, 1990’lı yılların başından itibaren KDV, LAC ülkelerinin gelir kaynakları arasında giderek artan bir öneme sahip olmuştur ve vergi idarelerinin güçlendirilmesinin yanı sıra vergi oranlarına yönelik düzenlemelerin uygulanması ile konsolide edilmiştir. Söz konusu yıllarda gerçekleştirilen reformlar ile, vergi sistemlerinin sadeleştirilmesine de odaklanılmış olup bu dönemde çoğu ülke, sıfır veya düşük oranlı kalem sayısını azaltarak, birkaç durumda tek oranlı KDV programlarına yönelmiştir (OECD, 2018, s. 37).

Şekil 8: 1990 ile 2016 Yıllarında LAC Ülkelerinin Vergi Yapısı

Kaynak: (OECD, 2018, s. 38). DOI: http://dx.doi.org/10.1787/888933684770

LAC ülkelerinde mal ve hizmetler üzerinden alınan vergilerden elde edilen gelirler, toplam vergi gelirinin yarısını oluşturmaktadır. Mal ve hizmetler üzerinden alınan vergilerden elde edilen gelirler, Trinidad ve Tobago, Meksika ve Panama dışındaki tüm LAC ülkeleri için ana gelir kaynağıdır. Gelir, kâr ve sermaye kazançları üzerinden alınan vergilerden elde edilen gelirler, Meksika ile Trinidad ve Tobago için en büyük payı temsil ederken, sosyal güvenlik katkı paylarından elde edilen gelirler ise Panama için en önemli vergi geliridir. Trinidad ve Tobago, 2016 yılında vergi gelirlerinin yaklaşık %50’sini gelir kâr ve sermaye üzerinden alınan vergilerden sağlamıştır (OECD, 2018, s. 39).

Şekil 9: 2016 Yılı İtibariyle LAC Ülkelerinin Ülke Bazında Vergi Yapısı

Kaynak: (OECD, 2018, s. 39). DOI: http://dx.doi.org/10.1787/888933684808

2015 yılı verilerine göre, OECD ülkelerinin vergi yapıları değişkenlik göstermektedir. Bunların arasında 17 ülkenin gelir, kâr ve sermaye kazançları üzerinden alınan vergileri; 9 ülkenin sosyal güvenlik katkı payları; 9 ülkenin tüketim vergileri (KDV dahil); toplam vergi gelirlerinin içerisindeki en yüksek payı oluşturmaktadır. Öte yandan OECD ülkelerinin çoğunda, emlak ve ücretlere ilişkin vergi gelirlerinin toplam vergi gelirleri içerisindeki payı oldukça düşüktür (OECD, 2017, s. 23).

Şekil 10: 2015 Yılı İtibariyle OECD Ülkelerinin Ülke Bazında Vergi Yapısı

Kaynak: (OECD, 2017, s. 23). DOI: http://dx.doi.org/10.1787/888933611468

OECD ülkeleri ile LAC ülkelerinin vergi yapıları karşılaştırıldığında, LAC ülkelerinde OECD ülkelerine nispeten dolaylı vergi gelirlerinin, doğrudan vergi gelirlerinden daha yüksek olduğu görülmektedir. Bu dolaylı vergilerin önemli bir kısmı mal ve hizmetler üzerinden alınan vergilerden kaynaklanmakta olup toplam vergi gelirlerinin yarısından fazlasını oluşturmaktadır. Buna karşın bu oran, OECD ülkelerinde toplam vergi gelirlerinin ortalama üçte birini oluşturmaktadır. Bununla birlikte, 2015 yılında mal ve hizmetler üzerinden alınan vergi gelirlerinin GSYİH’ye oranı, LAC ülkelerinde %11,5, OECD ülkelerinde ise %10,9 olarak gerçekleşmiş olup benzer düzeydedir. Aynı şekilde KDV/GSYİH oranı da LAC ülkelerinde ortalama %6,3, OECD ülkelerinde ise %6,7’dir (OECD, 2018, s. 45).

2015 yılında LAC ülkelerindeki toplam vergi gelirlerinin %44’ünden daha azı, gelir, kâr ve sermaye kazançları üzerinden alınan vergiler ile sosyal güvenlik katkı paylarından oluşmakta iken bu oran OECD ülkelerinde ortalama %60’tır. Bu iki vergi türüne ilişkin gelirin GSYİH’ye oranı LAC ülkelerinde %10 civarında iken OECD ülkelerinde bu oran %20,5 olup LAC ülkelerinin iki katından daha fazladır. Yine, sosyal güvenlik katkı paylarının toplam vergi gelirleri içerisindeki payı, OECD ülkeleri ile kıyaslandığında (%25,8), LAC ülkelerinde yaklaşık 10 puan daha düşüktür (% 16,0). Bu fark, LAC ülkelerinin birçoğunda bulunan özel sosyal güvenlik sağlama eğiliminden kaynaklanmaktadır. Bunun yanı sıra, gelir, kâr ve sermaye kazançları üzerindeki vergilerin LAC ülkelerindeki toplam vergi gelirine katkısı OECD ortalamasından 6,7 puan daha düşüktür (%27,4’e karşılık %34,1).

Kurumlar vergisi geliri, LAC ülkelerinde toplam vergi gelirinin %15,9’unu oluştururken bu oran OECD ülkelerinde %8,9’dur. Kurumlar vergisinin GSYİH’ye oranı ise sırasıyla %3,7 ve %2,8 olarak gerçekleşmiştir (Bkz. Şekil 11 ve Şekil 12). Gelir vergisi gelirlerinin toplam vergi gelirine oranı, OECD ülkelerinde %24,4 olurken, LAC ülkelerinde bu oran %9,5 ile oldukça düşük kalmıştır. Gelir vergisinin GSYİH’ye oranı da OECD ülkelerinde %8,4 olarak gerçekleşirken bu oran LAC ülkelerinin (%2,2) neredeyse dört katına denk gelmektedir (OECD, 2018, s. 46).

Şekil 11: 2015 Yılı İtibariyle LAC ve OECD Ülkelerinin Vergi Yapıları (Toplam Vergi Gelirlerinin Yüzdesi Olarak)

Kaynak: (OECD, 2018, s. 46). DOI: http://dx.doi.org/10.1787/888933684941

LAC bölgesindeki KDV’nin toplam vergi gelirleri içerisindeki payı, OECD bölgesine göre daha yüksektir. 2015 yılı itibariyle LAC ülkelerinde ortalama %28,6 olan bu oran, OECD ülkelerinde %20,0 olarak gerçekleşmiştir. Buna benzer şekilde, mal ve hizmetler üzerinden alınan diğer vergiler açısından da bu oran sırasıyla %21,7 ile %12,4’tür.

Şekil 12: 2015 Yılı İtibariyle LAC ve OECD Ülkelerinin Vergi Yapıları (GSYİH’nin Yüzdesi Olarak)

Kaynak: (OECD, 2018, s. 47). DOI: http://dx.doi.org/10.1787/888933684960

Diğer taraftan, servete veya ücrete dayanan “Diğer Vergiler”, gelir kaynağı bakımından LAC ülkelerinde daha az öneme sahip olmakla birlikte, özellikle ücret vergilerinden elde edilen gelirler, göz ardı edilebilecek seviyededir (OECD, 2018, s. 47).

DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

LAC ve OECD ülkelerine ilişkin OECD tarafından yayınlanan ve ayrıntılarına yukarıdaki bölümlerde yer verilen gelir istatistiklerine ilişkin raporlar, ülkelerin vergi gelirleri ile vergi yapılarını kapsayan önemli verilerden oluşmaktadır. Genel anlamda bakıldığında, vergi gelirlerinin OECD ülkelerinde, LAC ülkelerine göre daha yüksek olduğu görülmekte olup, bu veriler ışığında, vergi bilinci ile vergi politikalarının OECD ülkelerinde daha gelişmiş olduğu kanaatine varılmaktadır. Diğer taraftan, OECD ülkeleri ile LAC ülkelerinin vergi yapıları karşılaştırıldığında, LAC ülkelerinde OECD ülkelerine nispeten dolaylı vergi gelirlerinin, doğrudan vergi gelirlerinden daha yüksek olduğu görülmektedir. Buna paralel olarak, gelir, kâr ve sermaye kazançları üzerindeki vergilerin LAC ülkelerindeki toplam vergi gelirine katkısı OECD ülkelerine göre önemli oranda düşüktür. Bu nedenlerle, dolaylı vergilerin doğrudan vergilerden daha yüksek olduğu LAC ülkelerinin özellikle vergi adaleti açısından OECD ülkelerine göre zayıf kaldığı sonucuna ulaşılmaktadır.

Sonuç olarak, LAC ülkeleri ile OECD ülkelerinin vergi gelirleri ile vergi yapıları karşılaştırıldığında, temel vergisel konularda OECD ülkelerinin LAC ülkelerine göre daha ileri bir düzeyde olduğu açıktır.

KAYNAKÇA

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı [OECD]. (2017). Revenue Statistics, 1965-2016, Paris: OECD Publishing.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Teşkilatı [OECD]. (2018). Revenue Statistics in Latin America and the Carribean, 1990-2016, Paris: OECD Publishing.

Bu yazı 09-Eylül içinde yayınlandı ve , , , , , , , , , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s